top of page
Harrison logo REV.png
E&E GROUP.jpg

Yönetici Seçiminde Ölçme Değerlendirme Neden Vazgeçilmez?

21 Eyl
6 dakikada okunur
yönetici seçiminde ölçme değerlendirme


Yönetici seçimi, kurumların verdiği kararlar arasında etkisi en geniş alana yayılanlardan biri. Karar yalnızca bir pozisyonu doldurmakla kalmaz; bağlı ekiplerin çalışma biçimini, kararların alınma hızını ve birimin önümüzdeki dönemdeki gündemini birlikte belirler. Bu nedenle yönetici kademesinde kararın hangi bilgiye dayandığı, alt kademelerdeki seçimlerden daha fazla önem taşıyor.


Yönetici adayları mülakatta güçlü bir izlenim bırakır. Uzun bir kariyer boyunca çok sayıda görüşme yürütmüş, kendi deneyimini anlatma konusunda deneyim kazanmış ve kurumsal dile alışmış adaylarla konuşulur. Bu, mülakatın değerini azaltmaz; ancak mülakatın tek başına neyi gösterdiğini ve neyi göstermediğini netleştirmeyi gerektirir.


Ölçme değerlendirme bu noktada devreye giriyor. Adayın yetkinlik profili, iş tercihleri ve davranışsal eğilimleri yapılandırılmış bir yöntemle ortaya konduğunda mülakat da odağını değiştirir. Görüşme, adayı tanımaya değil, elde edilen bulguları derinleştirmeye ayrılır.


Ölçme değerlendirmenin yönetici seçimindeki yeri, kurumların karar süreçlerini yazılı hâle getirmesiyle birlikte genişledi. Karar vericiler bir adayı neden tercih ettiklerini kurum içinde açıklamak durumunda; bu açıklamanın karşılaştırılabilir veriye dayanması süreci güçlendiriyor.

Aşağıda üç konuyu ele alıyoruz: yönetici kademesinde değerlendirmenin kapsamının neden farklılaştığı, envanter sonucunun karar sürecinde nasıl kullanıldığı ve verinin karar sonrasında kuruma ne sağladığı.


Yönetici Kademesinde Değerlendirmenin Kapsamı Neden Farklılaşır


İlk fark kararın etki alanında. Bir uzman pozisyonunda uyum sorunu ortaya çıktığında etkisi büyük ölçüde o rolle sınırlı kalır. Yönetici kademesinde ise kararın sonucu bağlı ekiplerin tamamına yayılır. Ekibin çalışma düzeni, karar alma biçimi ve kurum içindeki iletişim kanalları yeni yöneticiyle birlikte değişir.


Kararın hızı da bir başka fark. Yönetici pozisyonlarında aday havuzu sınırlı ve adaylar genellikle başka süreçlerin içinde. Karar uzadığında aday kaybı ortaya çıkıyor. Yapılandırılmış değerlendirme, kararın hem hızlı hem geniş bilgiye dayalı verilmesini sağlıyor.


İkinci fark aday havuzunun yapısında. Yönetici pozisyonlarına başvuran adayların özgeçmişleri büyük ölçüde benzer görünür: benzer sektörler, karşılaştırılabilir ölçekte kurumlar, örtüşen sorumluluk alanları. Deneyim tarafındaki bu benzerlik, kararın deneyimden başka bir zemine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Adaylar arasındaki ayrım genellikle ne yaptıklarında değil, hangi koşullarda sürdürülebilir biçimde başarılı olduklarında ortaya çıkıyor.


Üçüncü fark, yönetici rolünün yalnızca yetkinlikle tanımlanmamasında. Bir yöneticinin görev alacağı ortam, karar alma özgürlüğünün düzeyi, ekip büyüklüğü, raporlama yoğunluğu ve değişimin hızı bakımından kurumdan kuruma değişir. Aynı yetkinlik profiline sahip iki yönetici, bu ortamların ikisinde aynı sonucu üretmez. İş Tercihleri Envanteri bu nedenle değerlendirmenin merkezinde yer alıyor: adayın hangi çalışma koşullarında doğal olarak yüksek performans gösterdiğini ortaya koyuyor.


Dördüncü fark zaman. Yönetici seçiminde karar bir kez verilir ve sonucu genellikle ilk yılın ortasında görünür hâle gelir. Bu süre içinde kurumun ek bir düzeltme imkânı sınırlıdır. Kararın önündeki bilginin geniş olması, düzeltme ihtiyacını baştan azaltıyor.


Kararın gerekçesinin kayda geçmesi de bir ihtiyaç. Yönetim kurulu kararına dayanak oluşturan süreçlerde adayın hangi ölçütlerle seçildiğinin belgelenmesi bekleniyor. Yapılandırılmış bir değerlendirme bu belgeyi kendiliğinden üretiyor.


Bir diğer fark adayın mevcut kurumundan getirdiği çalışma alışkanlıklarında. Uzun süre aynı kurumda çalışan bir yönetici, o kurumun karar ritmine ve iletişim biçimine yerleşmiş olur. Yeni kurumun düzeni bundan farklıysa uyum dönemi uzuyor. Envanter, bu farkın hangi alanlarda ortaya çıkacağını karar öncesinde gösteriyor.


Beşinci fark kurumun kendi içindeki karar çevresinde. Yönetici seçimine genellikle birden fazla karar verici katılır: üst yönetim, insan kaynakları ekibi ve ilgili birim. Her görüşmeci adayı kendi penceresinden değerlendirir ve izlenimler her zaman örtüşmez. Yapılandırılmış bir değerlendirme, bu farklı izlenimlerin ortak bir zemine oturmasını sağlıyor.


Adayların değerlendirme çalışmasına yaklaşımı da kademeye göre farklılaşıyor. Uzun bir kariyerin ardından envantere katılan bir yönetici adayı, çalışmanın amacını ve sonucun nasıl kullanılacağını bilmek ister. Bu bilgi baştan paylaşıldığında katılım ve yanıt kalitesi yükseliyor.

Yetkinlik analizi ile iş tercihlerinin birlikte okunması, liderlik potansiyelinin değerlendirilmesinde de aynı işlevi görüyor. Bu konuyu Liderlik Potansiyeli Ölçülebilir mi? yazısında ayrı olarak ele aldık.


Envanter Sonucu Karar Sürecinde Nasıl Kullanılır


Değerlendirme, kararın yerine geçmez. Karar vericiye nesnel bir zemin sunar ve görüşmenin hangi alanlara ayrılacağını gösterir. Yönetici seçim süreçlerinde envanter sonucu şu başlıklarda kullanılıyor:

•     Mülakatta derinleştirilecek alanların önceden belirlenmesi

•     Referans görüşmelerinde doğrulanacak konuların netleşmesi

•     Adayın yetkinlik profiliyle pozisyonun gerekliliklerinin karşılaştırılması

•     Benzer deneyime sahip adaylar arasındaki ayrımın görünür hâle gelmesi

•     Yanıt tutarlılığının değerlendirilmesi

•     Karar sonrasında uyum döneminin planlanmasına kaynak oluşturması


Çalışmanın adaya ayırdığı süre de tanımlı. Envanterin doldurulması adayın kendi takviminde yapılıyor; sonuçların karar vericiyle paylaşılması ise pozisyon analiziyle eşleştirildikten sonra gerçekleşiyor. Bu iki adım arasındaki sıra korunduğunda çalışma süreci uzatmıyor.

Sıralama önemli. Değerlendirme mülakattan önce yapıldığında görüşme farklı bir yerden başlar. Karar verici, adayın güçlü olduğu alanları tekrar sormak yerine, profilde açık kalan noktalara odaklanır. Görüşme süresi böylece adayın anlatımını dinlemekten çıkıp, kurumun asıl sorusunu yanıtlamaya ayrılır.


Değerlendirmenin süreç içindeki yeri de tanımlı. Yönetici seçim süreçlerinde çalışma genellikle aday havuzu kısa listeye indirildikten sonra yürütülüyor. Böylece hem adayların zamanı korunuyor hem de karşılaştırma anlamlı bir grup içinde yapılıyor.


Pozisyon analizi bu sürecin başlangıcı. Değerlendirmenin karşılaştırma yapabilmesi için pozisyonun gerekliliklerinin önceden tanımlanması gerekiyor. Rolün hangi kararları alacağı, hangi ekiple çalışacağı ve önümüzdeki dönemde hangi gündemi taşıyacağı belirlendiğinde, adayın profili bu tanımla eşleştirilir. Tanım yapılmadığında değerlendirme aday hakkında bilgi verir, ancak uyum sorusunu yanıtlamaz.


Sonuçların karar vericiye aktarılma biçimi çalışmanın verimini belirliyor. Rapor, pozisyonun gereklilikleriyle eşleştirilmiş bir çerçevede sunulduğunda kısa sürede okunabiliyor. Ham veri listesi olarak sunulduğunda ise yorum farklılıkları artıyor.

Adayın profilinde birbiriyle çelişir görünen alanların bulunması olağan bir durum. Yönetici kademesinde açık sözlülük ile diplomasi, otorite ile iş birliği gibi alanların birlikte beklendiği roller sık görülüyor. Bu alanların nasıl birlikte okunduğunu Zıt Görünen Yetkinlikler Birlikte Nasıl Değerlendirilir? yazısında aktardık.


Envanter sonucu tek bir puan olarak okunmuyor. Adayın yetkinlik profili, iş tercihleri ve davranışsal eğilimleri bir arada değerlendirilir; pozisyonun gereklilikleriyle örtüşen ve örtüşmeyen alanlar karşılaştırmalı biçimde görünür hâle gelir. Karar verici bu tabloyu, adayın hangi koşullarda destek ihtiyacı duyacağını görmek için de kullanıyor.


Yanıt tutarlılığı yönetici kademesinde ayrıca önem taşıyor. Kendisini olduğundan farklı göstermeye yönelen bir yanıt örüntüsü sistemin kendi içinde değerlendirdiği bir başlık. Bu değerlendirme adayı süreçten çıkarmak için değil, sonucun hangi güvenle okunacağını belirlemek için yapılıyor.


Değerlendirmenin adaya sunulma biçimi de sürecin parçası. Yönetici adayları, katıldıkları çalışmanın sonucunu görmek ister. Sonuçların adayla paylaşılması, hem sürecin şeffaflığını korur hem de adayın kurumla kurduğu ilk ilişkiyi güçlendirir. Bu paylaşım, kararın hangi yönde çıktığından bağımsız olarak süreci tamamlar.


Yönetici Seçiminde Ölçme Değerlendirme: Verinin Karar Sonrasındaki Karşılığı


Değerlendirmenin kuruma kattığı değer, karar anıyla sınırlı kalmıyor. Süreçte ortaya çıkan profil, yeni yöneticinin göreve başladığı dönemde de kullanılıyor. Hangi alanlarda hızlı ilerleyeceği, hangi konularda desteğe ihtiyaç duyacağı ve ekibiyle kuracağı ilişkinin hangi noktalarda dikkat gerektireceği baştan görünür durumda.


Uyum dönemi planı bu bilgi üzerine kuruluyor. İlk aylarda yöneticinin hangi konularla ilgileneceği, kimlerle düzenli görüşeceği ve hangi kararların bir süre üst yönetimle birlikte alınacağı tanımlandığında, göreve başlama dönemi kısalıyor.


Uyum döneminin sonunda yapılan kısa bir değerlendirme, kararın hangi yönlerde beklendiği gibi işlediğini gösteriyor. Bu değerlendirme yöneticinin performansını ölçmek için değil, kurumun seçim ölçütlerini gözden geçirmek için kullanılıyor.


Aynı veri gelişim programlarının tasarımında kullanılıyor. Yöneticinin güçlü olduğu alanların üzerine kurulan bir gelişim planı, eksik alanların kapatılmasına odaklanan bir plandan daha hızlı sonuç veriyor. Yönetici koçluğu çalışmalarının odağı da bu profille birlikte belirleniyor.


Kurum ölçeğinde bakıldığında değerlendirme verisi terfi ve yedekleme kararlarına da kaynak oluşturuyor. Kritik pozisyonlarda kimin hazır olduğu, kimin hangi alanda gelişime ihtiyaç duyduğu ve hangi rollerde yedek bulunmadığı karşılaştırılabilir veriyle görünür hâle geliyor. Böylece her yönetici seçimi tek başına bir karar olmaktan çıkıp, kurumun yetenek tablosunun bir parçası hâline geliyor.


Yeni yöneticinin ekibiyle kurduğu ilişki de bu veriyle destekleniyor. Ekip üyelerinin çalışma tercihleriyle yöneticinin yönetim eğilimi arasındaki örtüşme ve farklar önceden görünür olduğunda, ilk dönemdeki iletişim kazaları azalıyor.


Kurumlar değerlendirme verisini zaman içinde biriktirdiklerinde kendi başarı profillerini de görebiliyor. Aynı pozisyonda uzun süre başarılı olmuş yöneticilerin ortak yönleri, bir sonraki seçimde aranan profilin tanımını netleştiriyor.


Bu birikimin oluşması için değerlendirmenin karar anının dışında da kullanılması gerekiyor. Terfi öncesinde, yeni bir yapı kurulurken ve ekip içi görev dağılımı değişirken yapılan çalışmalar aynı çerçeveye eklendiğinde kurumun elinde karşılaştırılabilir bir tablo oluşuyor.


Verinin bu şekilde kullanılabilmesi, değerlendirmenin aynı yöntemle ve aynı çerçevede yürütülmesine bağlı. Farklı dönemlerde farklı araçlarla yapılan çalışmalar karşılaştırılamıyor; bu da kurumun elindeki bilgiyi tek seferlik hâle getiriyor.


Değerlendirme çalışmasının kurum içindeki sahibi de tanımlı oluyor. Hangi ekibin süreci yürüttüğü, raporları kimin yorumladığı ve sonuçların hangi aralıkla gözden geçirildiği belirlendiğinde çalışma kurumda kalıcı bir uygulamaya dönüşüyor.


Kurumun elinde bulunan profil, yöneticinin ilk yıl sonundaki değerlendirmesinde de kullanılıyor. Beklenen davranışsal çıktıların hangi ölçüde gerçekleştiği, göreve başlama döneminin planıyla birlikte okunuyor.


Verinin kurum içinde kimin erişiminde olduğu ayrıca tanımlanıyor. Sonuçların hangi karar vericilerle paylaşıldığı ve ne kadar süre saklandığı baştan belirlendiğinde çalışma hem aday hem kurum açısından açık bir çerçevede yürüyor.


Harrison Assessments Türkiye olarak, 2014'ten bu yana Türkiye'nin tek yetkili temsilcisi olarak kurumların yönetici seçim süreçlerinde yetkinlik analizi ve İş Tercihleri Envanteri ile veriye dayalı değerlendirme desteği sağlıyoruz. İşe uyum değerlendirmesi kapsamını ve süreç adımlarını birlikte planlamak için iletişime geçebilirsiniz.



Yorumlar


bottom of page